11 Şubat 2015 Çarşamba

sonfırtsonyudum

Sütümü helal etmem sana, demişti sigara içtiğimi öğrendiğinde.
Kanıma en çok dokunan şeylerden biriydi bu cümle.
Belki de ilki.
Varlığından can bulduğum kadın, bana sütünü helal etmeyecekse, ilk besinim boğazımda düğüm olacaksa, bırakırım lan, dedim.
Zaten yeni başlamıştım içmeye...
Bilmiyordum ki o zamanlar sigarayı bırakmanın; ruhumu örseleyecek kelimelerle daha kolay olduğunu.
Bıraktım ama.
Bir hafta kadar.
Sonra yeniden başladım gerçi bir daha bırakmamacasına.
"Benim tek dostum içkim sigaram." dedim hatta şarkılara eşlik ederken.
Kimse sevdiği bir şeyi kolay kolay bırakamıyor zaten. Alışkanlık var bir de işin ucunda ek olarak. Kolay değil yani.
Ya da ben hala, muhallebicilerde buluşan çiftlerin zaman dilimlerinde yaşıyorum. Sevdiğim bir şeyden vazgeçmem bu yüzden zor geliyor olabilir.
Zaman denilen şeyin yarabandı olduğunu kabul etmediğim gibi, zamanla da kıyaslayamıyorum sevginin niteliğini. Nicelik daha önemli olmalı...
Tartı ağır basamıyorsa tabi; zaman kazanır, sevgi elbet fire verir.
Sigarasını yakar sonra zaman, zafer kazanmışçasına...
Zamanın iyi gelmesi de bu yüzdendir çoğu insana.
Ben bir haftalık bağımlığımla, sütünü bana helal etmeyecek kadını kıyasladığımda, tartı hangi tarafa ağır bastıysa onu seçtim. Çünkü, annem sigaradan önemliydi. Olmalıydı da zaten.
Sonra yeniden başladım gerçi dediğim gibi.
Zaten kıyaslanmaması gereken şeyler bunlar sonuçta.
(Kimse kimseye lütfen "Sigara mı ben mi?" veya "Ya o ya ben!" vb. cümleler kurmasın. Kıyaslamanın da bi adabı olsun.)
Madem hayatımızı seçimlerimizle yönlendirebiliyoruz (bir noktaya kadar), "Şimdiki aklım olsaydı, ........................" gibi cümleler kurmak riyakarca değil mi biraz kendimize karşı?
Ha bir de insanın, istemeden bırakmak zorunda kalıp maruz kalırcasına terk ettikleri var ki; bunun eksikliğini Tanju Okan bile bastıramıyor...
sonfırtsonyudum. 
02.02.2015 04:02

Hiç yorum yok: