16 Ağustos 2010 Pazartesi

sahipsiz yazılar-III

Yırtılan kağıtların çıkardığı sesi bilir misiniz? Biraz iç gıcıklayan o kopma, yırtılma, parçalanma sesini..
Önce kalbim yırtıldı. Arkamı dönüp giderken bıraktığım, ezdiğim, yok ettiğim bir ruha ruhsuzluk bağışlayarak.. Son hediye güzel değildi belki; tasarımı başarısız, fazla uğraş gerektirmeden ağızdan çıkıveren bir iki sözcük gibi havada asılı kalabilecek türden hafif ve içi boş bir hediye....

İçi boşaltılmış duyguların beslenebileceği tek yer; yarattığınız yeni bir dünya ve o dünyaya açılan kapının koluna dokunuştur. Kalbimin yırtılması, o yeni dünyaya açılan kapının koluna dokunuşumdan bir süre sonrasına denk gelir. Anlamsız tartışmaların üzerinizde bıraktığı "anlaşılamama" hissiyle başetmeye çalışırken, anlaşılamama durumu bir süre sonra harflerini kaybederek "anlaşamama"ya dönüşür. İşte o kapının kolundan parmaklarımın yavaş yavaş ve teker teker kayışının başlangıç işareti.. İşaretleri izlediğinizde önünüze çıkan yol, yalnızlığa ve bilinmezlikle kuşatılmış acıya doğru yön değiştirir. Kalbin gerçek yırtılışı burada başlar sanırken siz, yanılabilirsiniz. Kendi acınızı ya zamanla besleyip büyütürsünüz ya da zamanın dozunu doğru ayarlayabilirseniz yok edersiniz.

Yok etmeye çalıştığınız her acı, yeni dünyaya açılan yolda attığınız yeni bir adımdır. Durup yerinizde saymakla zamanı harcayanlardan değilseniz şayet. Bazen yeni dünyalar, yeni adımlar hataları koluna takıp gelirler hayatınızın başköşesine kurulmak için.. Önce her misafiri izzet-i ikramda kusur etmeyerek ağırlarsınız konukseverliğinizi göstererek.. Sonra zamanla evsahibinin gözleri açılır, misafirin evinize verdiği zararlar arttıkça ikramlar seyrekleşmeye başlar ve gün gelir misafiri evinizden göndermeye çalışırsınız. Bazıları gitmemekte ısrarcıdır, bazılarıysa yaptıklarınızı lekeleyerek yara açmaya çalışır kovulmanın kederiyle.. Ama karar verilmişse bir kere, dönüş yolu kaybolur izlerini toplayarak.. Sağlıklı çıkmak kolay değildir artık evden giden için olduğu kadar evsahibi için de..

Evden giden evinizi talan eder giderken. Size düşen sessiz gözyaşlarınızı fişe takarak süpürmektir yerde kalan kırık anıları.. Eviniz kalbinizdir.. Ne kadar süpürseniz de, çıkmayacaktır artık bırakılan onca kırık leke...


10ağustos2009.